top of page

İskoçya, Ben Nevis Trail

  • Writer: Hamide Gönen
    Hamide Gönen
  • Feb 13
  • 4 min read

Updated: Mar 12










Yarış Hikayesi:

 

Hedefim ve Hayalim, 'Dünyanın En Güzel 4 Dağı' olarak kabul edilen dağlarda koşmak:

1) Britanya'nın çatısı Ben Nevis Dağı (İskoçya)

2) Asya'nın (ve Dünyanın) çatısı Everest Dağı (Nepal)

3) Afrika'nın çatısı Kilimanjero Dağı (Tanzanya)

4) Avrupa'nın çatısı Mont Blanc ( İsviçre -Fransa-Italya)


Gördüğünüz gibi, çatılarda koşmadan durmak yok!


İlk hayalimi gerçekleştiriyorum. Hadi gelin, beraber koşalım...


* Yarış, İskoçya'nın Kinlochleven rüya kasabasında start alıyor.


* 5k, 15K, 18K ve 27K.... Biz 27K koşacağız


* Bitirme süresi (diskalifiye olmamak için) : 6 saat 20 dakika! (benim bitirme sürem: 4 saat 47 dak.)


* Yarış çok kalabalık başlamasın diye, 2 bölümde koşulacak. Saat 8:30 ve 8:45'te! Biz 8:45'i tercih ettik.


* Start'ta en önde yerimi alıyorum. Hakkım vallahi; katılan en yaşlı kadınım. Ya da en delisi!


* Sırt çantam, rüzgarlığın altında, bir beygire yüklenmeliydi O kadar ağır!


* Gayda çalınmasının ardından, Yarış ile ilgili kısa bir açıklama yapılıyor: Yollar; kaybolmayalım diye , turuncu- kırmızı minik bayraklarla işaretlenmiş ve çok sık aralıklarla kontrol noktaları ve görevliler varmış.


* Geri sayım başlıyor: 5, 4,3,2,1... Hurra! İlk 1km'yi çok iyi hızda gidiyoruz ve göz açıp kapayıncaya kadar dağın yamacına varıyoruz. Kortej halinde keyifle dağı tırmanmaya başlıyoruz.


* Manzaralar nefes kesici... Vahşi hayvan korkusu da olmadığından, keyifle ilerliyorum, siz de yanımdasınız


* Sık sık durup fotoğraf çekiyorum. Arazi puşt! Baştan çıkarıyor.


* 10.cu km'de tam küçük dağın zirvesine tırmandığımızda yağmur başlıyor. Sorun yok. Yağmur da çok keyifli.


*11.ci Km'de rüzgar da çıkıyor. Bu hoş olmuyor; çünkü bayağı fena ısırıyor.


* Tam bir haftadır hasta olduğum için ( covid Eris varyanti şüphesi) burun ve geniz, bir fabrika gibi çalışıyor İnsanın aklı almıyor bir organın bu kadar mukus üretilebilecegine... 

Rüzgar ve yağmur boğazımı kötüleştiriyor. Bazen zor nefes alıyorum. Ama keyifle devam


* Artık bir şey yemeliyim enerji için; hem çok kontrol noktası var diye hem de hepsinde yiyecek olacağından, yanıma, avuç içine sığacak kadar küçük bir kayısı reçeli almıştım. Herkes enerji jeli içiyor belli aralıklarla. Benim midemi bulandırdıkları için, maalesef yiyemiyorum. Neyse reçeli sırt çantamdan alıp yiyeyim diyorum; o da ne! Ellerim donmuş. Açamıyorum kapağı. Elleri epey uğraşıp çalışır hale getiriyorum, bu defa da recel donmuş. onu da ovarak ısıtıp parmakla yiyorum.


* O sırada bataklık alanda koşuyoruz; dağın zirvesinin az altında yatay (göllere paralel) olarak.


* Önümde koşan genç bir erkek atlet, dizlerinin az altına kadar bataklığa saplanıyor. Kız arkadaşı ve ben çabalıyoruz beceremiyoruz çıkarmayı. Neyse 2 güçlü atlet yetişiyor, hep beraber güle güle çıkarıyoruz. Adamın kollarını koparmadığımıza şükrederek


* Yaklaşık 1km sonra bu defa da ben bataklığa saplanıyorum. Allah'tan sol ayağım sert zemine denk geliyor. Sağ, ayak bileğime kadar batık... Kurtarmak için ne yaptıysam olmuyor. O kadar zorluyorum ki, ayağım ayakkabıdan çıkıyor. Ayakkabı bataklıkta... Çekiyorum çekiyorum çıkmıyorBataklık nedir? Bu yaşta öğreniyorum şoktayım! Yardım istiyorum; öndeki atlet dönüp geliyor, arkadaki bir atlet de yetişiyor. İki atlet, bir ayakkabıyı bataklıktan anca çıkarabiliyor. Nasıl bir mutluluk! anlatamam Ya bataklık hemen yutsaydı! Ayakkabısız halim ne olurdu! Ayakkabının bağcığını çözüp öyle giymem lazım ama eller donmuş. Çözemiyorum bağcığını. Daha önce geçtiğim, dünya kadar atlet;

- ' Yardıma ihtiyacınız var mı?' Diye soruyor'

- ' Yok! Teşekkür ederim' deyince beni geçip gidiyor.

Neyse sonunda 2-3 dakika içinde başarıyorum ayakkabımı giymeyi


* Yaklaşık 2km sonra yine tam önümde bir bölüm bataklık olduğunu görüyorum ve tüm hızımla zıplıyorun karşıya.... Ama nafile.... Karşı tarafa çakılıp bataklığın içine iki ayakla batıyorum. Hemen tepenin dibinde olduğumdan, tepeyi ve üstündeki otları çekerek kendimi kurtarıyorum. Bu arada dağlar tepeler hep yeşil... Yesil soğan şeklinde-renginde ve uzunluğunda, ama çok sağlam bir bitki türüyle kaplı... hep onlara basarak ilerliyoruz.


* Bataklıktan sonra uçma zamanı... yokuş aşağı ... Kartal olma zamanım yani! Dere yatağındaki gibi çakillar ve kayalarla kaplı daracık bir yol uzayıp gidiyor önümüzde. Yağıştan dolayı o kadar kaygan ki! Gerçekten de uçuyorum... Tam 8 defa.... İlk 3 uçuşum ve düşüşüm, hiç acıtmıyor Hatta ikisinde, arkamda gelenler elinde olmadan gülüyor, ben de. Çünkü öne doğru değil, yeşil bayıra dogru düşüyorum ve çocuk gibi bayırda yuvarlanıp gidiyorum, 7-8 metre kadar sonra tepenin saçına ( yeşil soğan gibi olan) yapışıp durabiliyorum. Atletler durup bekliyorlar, bir yardıma ihtiyacım var mı diye? Yardım etmezlerse, direk diskalifiye olurlar. Kural öyle.

-'Yardıma ihtiyacım yok, teşekkür ederim!' diyorum gülmekten gözlerimizden yaşlar gelerek...


* 4.düşüşüm bir dereyi geçerken (fotograftaki).... Büyük kayalardan kayalara atlarken, bacağım yine kısa geliyor ve kocaman beyaz bir taşa çakılıyorum. Gözlüğüm gözümden fırlayıp bir kayaya çarpıyor ve parçalanıp suya kapılıp gidiyor. Sağ bacağımın kaval kemiği yaralanıyor. Canım bayağı yanıyor. Kırık yok!


* Toplam 8 düşme... Sağ ve sol bacak yanları, omuzlarım morarmalarla başka nesnelere evrilme sevdasında resmen


* Hangi düşüşümde bilmiyorum; demek çok şiddetli olmuş ki, kolumdaki Garmin saati, acil durum kişisini çağırmış! Benden onay bekliyormuş.


* Sonunda aklım başıma geliyor: Aşağı doğru böyle koşmak, ciddi bir tehlike! Bir karar vermek zorundayım artık!

Böyle koşmaya devam edersem...

Çekirge bir sıçrar iki sıçrar... Tamam, ben şanslı bir Çekirge de olsam... Eee bir sınır vardır elbette:

Bir tarafımı kırarsam, aşağıda beni bekleyen canım Oğlumun gününü hatta günlerini zindan ederim. Hem de o yoğunluğunun ortasında.


Bu kadar bencillik yeter!


Ondan sonra, kuşlara özenmeyi bırakıp insan kalmaya karar veriyorum: Sakince, keyifle ve dikkatlice koşuyorum.


Ve... Finişte, oğlum sağlıklı halimin videosunu çekebiliyor


 
 
 

Comments


bottom of page